Ben, en çok ben.
Çok iştahlı yemek yerim, türk kahvesini höpürdeterek içerim, ayran gönüllülerin ayranının kaymağıyım. Küfürbazım. Eğlenceliyim. Evet.
Geri kalan herşey: sen, o, biz, siz, onlar da burada.

23 Kasım 2009 Pazartesi

"I didn't want to tell him that my heart grows colder with each day..."

İkinci girdimi pek de hoşnut olmadığım bir konu hakkında yapmak beni ziyadesiyle üzmekte... Oysaki şu an bir sürü işim var; ders çalışmak ve babamın İngilizce'ye çevirmemi rica ettiği ufak metinlerle uğraşmak gibi... Ama öfkeli bir "pms" kurbanı olarak buraya bir kaç kelime kondurmak daha cazip geldi.

Neden savunduğum, uğruna hayatımda önemli yer taşıyan insanlarla tartıştığım, "dostum" dediğim insanlar genelde beni mahcup edecek, yüzümü kara çıkartacak hareketler ve davranışlar sergiliyorlar, bir türlü anlayamıyorum. Sanki benim verdiğim değer sıradan bir şeymiş gibi. Sanki tüm o çabalar, haykırışlar boşaymış gibi. Tüm geçirdiğim zamanlar tozlanıp raflarda kalmış gibi. Nerde hepsi?

Genelde, şayet bir işte çalışmıyorsam, yaptığım şeylerden karşılık beklemem. Canım istediği için yaparım. Yardım ediyorsam, dinliyorsam, konuşuyorsam, kendimce akıl veriyorsam vs. hep kendi isteklerim doğrultusunda hareket etmeye çalışırım. Yaparım veee hooop! denize.

Sadece... herkes gibi, tüm istediğim... Hatırlanmak. Tek istediğim bu. "Benim böyle bir arkadaşım/dostum/sevgilim vardı, benim için hede hödö yapmıştı. Onu ve benim için yaptıklarını hiç unutmayacağım." Arkamdan böyle konuşulmasını isterim.

Başka biri devreye girince unutulan değil, sınav çıkışı beklediği halde yanına gidilmeyi unutulan değil, eskiden her hafta en az 1-2 kere aranılırken, destek alınacak başka biri bulunduğunda haftalarca aranmamaya başlanılan değil, bunlarla karşı karşıya geldiğinde o insana karşı içinde kocaman bir buzdağı besleyen değil... Hatırlanan olmak istiyorum.

Bir yerde bir yanlışlık var... Bir gün, bir zaman, bir yerde, bir akılda, bir ruhta, bir içim suda, bir hayatta bulmak lazım.

20 Kasım 2009 Cuma

This is so going into my blog!!



İnternet'e kendime ait herhangi bir düz yazı, şiir vs. koymaktan çekinen bendeniz, bu tabumu yıkarak blog açtım! Evet, bir çok arkadaşımdan, daha doğrusu eskiden arkadaşım olan, ama şu an suratını senede bir kere gördüğüm insanlardan, başka bir deyişle çok sık görüştüğümüz dönemlerde bir baltaya sap olamamışken, ben hayatlarından çıktıktan sonra sosyalleşmenin doruğuna çıkıp, herkes tarafından tanınmaya başlayan blog mlog açan şahıslardan özendim, onları kıskandım. Ben de güzel yazarım ayoool, çok şükür eksiğim yok fazlam var! dedim. Neyse ki içimdeki o iğrenç, hasetinden kudurmuş ev kadını halim çabuk söndü. Ama asıl ilham kaynağım.. aaah tabii ki : BARNEY STINSON*!!! <3>

*bkz: How I Met Your Mother


İşte geldim burdayım, memnuniyetle bilgisayar ekranına bakan gözlerinizi daha da yoracağım ve başınızı ağrıtacağım! ^_^