Bu sözcüklerde gözünü gezdirecek bir çok kişi hayatımda "sen" olarak yer almakta. Ama ben ilk önce sadece birinden bahsedeceğim.
Öncelikle; seni seviyorum. Belki de "hiç kimseyi bu kadar sevmedim" yanılgısına düşecek kadar çok. Yanılgı, evet. Ama doğrusu şu: "hiç kimseyi böyle sevmedim."
Sen, çok güzelsin. Hayatıma adımını attığından beri beni şaşırtmak, sanki senin için en eğlenceli oyunmuş gibi, oynadın bıkmadan. Güzelsin, öyle güzelsin ki, beni benim senin kadar güzel olduğuma inandıracak kadar. Kendimi bana çılgın gibi sevdirecek kadar. Kendimi sevmezsem seni de sevemeyeceğimi yüzüme vuracak kadar.
Büyümek hep acı bir deneyimdi, ben öyle biliyordum. Sen gelince, birden o kadar da acıtmadı büyümek. Yaralarımı sarmak çok daha kolay oldu. Saçmaladım, en çok sevdiğim şey saçmalamaktı, sen de bana eşlik ettin, beraber saçmaladık.
Ben değerliymişim, ben hakediyormuşum senin gibi güzelleri, ben benim için varmışım ama sen benim için varmışsın. Beni üzen zamanlar da var, bulutları ayağıma getiren de. Ben seni bana bu kadar çok benzediğin için seviyorum en çok. Kendimi sevdiğim kadar çok seviyorum seni bu yüzden.
Olmasan da, varsın. Varlığını hissettiriyorsun ve ben en yalnız anımda bile kendimi yalnız hissetmiyorum. 80 yaşıma geldiğimde sen yanımda olmasan bile, seni hep hatırlarım. Sendeki beni, bendeki seni hep hatırlarım, hep severim...
Bazen duruyorum içimdeki uçurumun başında, dipsiz kuyularıma bakıyorum. Karanlık tüm çekiciliğiyle beni baştan çıkarırken, sen beni dizginliyorsun. "O kadar erken ki vazgeçmek için..." Uçuşan saçlarımla seyrediyoruz karanlığı. Sen elimi tutuyorsun. Sıcaklığın hiç kaybolmuyor. Karanlıklarım da. Kötülüklerim de. Sahip olduğum en güzel törpüsün sen, ruhumun sivri köşelerini kusursuz bir yuvarlaklığa kavuşturan. Törpülenen kötülüklerim o kadar ürkütücü ve çekici değil artık.
Ellerin bazen yaralasa da, ellerin yine beni iyileştiren. O yüzden korkuyorum; kaybedecek bir şeyim daha var artık...
Senin dediğin gibi, "iki yakası bir araya gelmeyen bu şehir"de, hep beklemekle meşgulüm şu sıralar. Hayatımda en çok beklediğim dönemdeyim, en çok da seni bekliyorum. O gün belki hiç gelmez, belki sen hep uzakta olursun, bu şehrin de o lanet yakaları bir araya gelmez bir türlü, ben de vazgeçip bırakırım uçurumumun karanlığına kendimi. Yine de... Herşey senin gibi seninle güzel.
Uydusuz bir gezegen gibi savrulacak da olsam günün birinde, düştüğüm karanlıkların en dibinde mırıldanacağım usulca: "Ben hiç kimseyi böyle sevmedim..."
